Tasarım Bir Dünya Görüşü, Bir Duruştur

Tasarım bir düşünce biçimi ve bir hayat görüşüdür.Tasarım, günlük hayatın içinde, sokaktaki insanların oturdukları banklarda hayat bulur.Tasarım, yeni ürünleri, yeni hizmetleri ve yeni iş yapma biçimlerini hayatımıza sokarak değer yaratır. Nobel ödüllü iktisatçı Herbert Simon dediği gibi “Var olanla yetinmeyen, onu daha arzulanan bir duruma dönüştürmek amacıyla eylemde bulunan herkes aslında tasarım yapar.” Bu sebeple bugün markaların hayatımıza soktuğu yenilikler sadece teknolojik değil, aynı zamanda bir tasarım anlayışı içerir.

Bu resim için metin sağlanmadı

Karim Rashid , tasarımın dünyayı değiştirebilecek bir güç, olduğunu söyler. Rashid’e göre tasarım, marjinal değil toplumsal bir konudur. Rashid, ürünleri sadece ihtiyaç gidermeye yönelik zorunluluklar değil, anlamlı deneyimler olarak tasarladığını söyler. Rashid’e göre “Tasarım bir tavır, bir dünya görüşü, bir duruştur.”

Tasarımın hangi derinlikte algılandığı, toplumların gelişmişlik düzeyini gösterir. Tasarım, toplumsal bir politika olarak ele alınmalıdır.Tasarım; daha estetik, kullanıcı dostu ürünler yapmaktır ama tasarım sadece ürün tasarlamak anlamına da gelmez.

Bugün gelişmiş ülkelerin hepsi hizmet ekonomisine dönüşmüş durumda. “Hizmetler” diye adlandırdığımız ticaret, yeme-içme, bankacılık, ulaştırma gibi iş kolları, ülke geliri içinde fabrikalarda üretilen ürünlerden çok daha fazla pay alıyor. Bu nedenle tasarım derken sadece ürünlerin tasarımını değil, hizmetlerin tasarımını da düşünmeliyiz.

Bugün tasarımcılar sadece bir siparişe göre iş yapan değil, bir strateji uzmanı gibi çalışan insanlardır. Çünkü bu çağın tasarımcılarının yaptıkları işler, insan ilişkilerini kökten değiştiren bir etkiye sahip. Bunun en somut kanıtını, son yıllarda hayatımıza giren, akıllı telefon tasarımlarının, insan ilişkilerini ne kadar kökten bir şekilde değiştirdiğinde görmek mümkün.Bu da ancak tasarımı bir felsefe, bir dünya görüşü, bir duruş olarak ele almakla mümkün olur.